Category: Yazılarım

o-LIFE-PURPOSE-facebook“Asıl işiniz, onu keşfetmek ve sonra işinize tüm kalbinizi vermektir.” Buda

İş Yaşamınıza Değer Katın adlı yazımda küçük bir bölüm olarak bahsettiğim “yaptığımız işteki asıl manayı aramak” konusu çok sık karşıma çıkıyor.   (daha&helliip;)

0

Birçok insan zamanın ne kadar hızlı geçtiği konusunda şikayet eder. Bazen nasıl geçtiğini bile anlamamışızdır, bazen de bir şeyleri beklerken zamanın bir an önce geçmesini isteriz, akşamı, hafta sonunu, yaz tatilini bekleriz. Üstelik bazıları emekliliğini bekler, yaşamlarının en büyük rüyasını bir göl kenarında dinlenip balık tutmak olarak tanımlayanlar az değildir 1. Ancak aslında beklerken geçen zaman bizim hayatımız…

“Yaşamayı seviyor musun?

O halde zamanı boşa harcama,

Çünkü yaşam ondan oluşur.”

Benjamin Franklin

saat (daha&helliip;)

0

Değerli arkadaşım, Doğa Derneği Danışmanı, Doğa Araştırmacısı Süreyya İsfendiyaroğlu ile ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir röportaj gerçekleştirdim. Türkiye’deki doğal hayat ve buna yönelik tehditlerden, tehlike altındaki türlerden ve “Önemli Doğa Alanları” diye nitelendirilen çok önemli bir kavramdan konuştuk. Ülkemiz için değerli bu Doğa Bilimcisinin değerli paylaşımlarından hepimizin çıkarımları olacağını düşünüyorum ve faydalı olmasını diliyorum.

Süreyya İsfendiyaroğlu

 (daha&helliip;)

0

 

evde gıda güvenliği

Gıda güvenliği

 

Yemek Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekli Kurallar

Bir önceki yazımda bahsettiğim bakterileri kontrol altına almak için dikkat edilecek 4 altın kuralı, yemek yaparken nasıl kullanabileceğimizle ilgili kurallar da aşağıda(daha&helliip;)

0

Yaz aylarında havaların ısınması ile gıda kaynaklı rahatsızlıkların ortaya çıkma olasılığı da artıyor. Bu sıcakta bir de ateşlenmek veya bağırsak rahatsızlığı geçirmek hiç de hoş olmuyor. Birçok tanıdığımın bana sıkça sorduğu soruları dikkate alarak gıda güvenliği ile ilgili çok temel bazı noktaları sizlerle paylaşmak istedim.

Bu yazımda bazı temel konulardan bahsedeceğim. Takip edecek birkaç yazımda ise gıda ile ilgili bilgi kirliliği nedeniyle kafamızı bulandıran bazı konulara değineceğim. (daha&helliip;)

Son dönemlerde iş güvenliğinin önemi çok acı bir şekilde bir kez daha gündemimize geldi. Ancak kazalarda yaşanan bu farkındalık durumunu iş güvenliği eğitimlerinde bir grafikle anlatırız, farkındalık kazadan sonra bir anda artıyor, sonra maalesef hızla azalıyor.

Son dönemde bu konuda çok şey yazıldı ve anlatıldı. Birçok yaklaşımdan sonra ben de biraz daha uzun vadede gelişen, ancak kalıcı etkileri olan “güvenlik kültürü”nden bahsetmek istiyorum. Bu kültürün gelişiminin güvenli ortamlara olumlu katkıda bulunacağını düşünüyorum.

 (daha&helliip;)

0

Yazımın Birinci ve İkinci Bölümlerinde, önce “kendini tanıma” üzerinde durmuştum. Sonra, SWOT analizi ve TOWS matrisi gibi yöntemler kullanarak, “kendini geliştirme” yolunda nasıl bir aksiyon planı hazırlanabileceğini anlatmıştım. Şimdi, kendimizi nasıl geliştirebileceğimize ilişkin bazı öneriler paylaşmak istiyorum.

Beynini Geliştir ve Çok Yönlü Ol:

Bir önceki yazımda zekâ ve öğrenme türlerinden bahsetmiştim. Zekâ türlerinden hepimizde öne çıkanlar farklı farklı olabilir. Ancak her birisi de geliştirilebilir.

BBC’nin beyin ile ilgili belgesel dizisini tavsiye ederim1. Bu dizide beynin çalışma prensibini yaşamdan örneklerle anlatıyor. Beynin nöron denilen sinir hücrelerinden oluştuğu belirtiliyor. Yaşamımızın ilk anlarından başlayarak, bu sinir hücreleri, birbiri ile sinaps denilen uzantılarla ilişkiler kuruyor. Bu ilişki kurulana kadar geçen öğrenme zamanı henüz ağ yeni kurulduğu için daha zor oluyor. Her yeni öğrendiğimiz bilgi, nöronlar arasında yeni bir sinaps için yol oluşturuyor ve beynimiz olaylar arasında daha fazla ilişki kurabiliyor. Az kullanılan bilgilerin ilişki ağları zamanla azalıyor, daha çok kullanılan bilgilerinki ise güçleniyor. Yani her yeni öğrendiğimiz bilgi sayesinde beynimizdeki ilişki ağları güçleniyor. Yeni şeyler öğrenmek bu nedenle çok önemli 1(daha&helliip;)

0

Bir önceki yazımda kendimizi tanımak, güçlü ve iyileştirilebilecek yanlarımızı keşfetmek için bazı metotlar anlatmıştım. Ortaya kendimizle ilgili birçok bilgi çıktı. Bu bilgileri sınıflandırırsak daha kolay anlayabilir ve yönetebiliriz. Bu yazımda;

  • Hedefimizin belirlenmesinden bahsedeceğiz.
  • Sınıflandırma için SWOT analizini kullanacağız.
  • Aksiyon planımızı hazırlayacağız.
  • Kişisel gelişim için şart olan “öğrenme çevikliği” kavramı üzerinde düşüneceğiz.

Ne istiyorum? Hedefimizi belirleyelim:

Kendimize gerçekten en çok ne yapmayı sevdiğimizi, ne yaparken başarılı olduğumuzu ve hobilerimizi sormuştuk. Ayrıca kişilik envanterlerinde de kişiliğimizin hangi işlerle daha iyi uyuştuğunu belirten bir bölüm mutlaka bulunur. Bu iki değerlendirme, bize hayatımızı ne yapmakla geçirmemiz gerektiği konusunda daha iyi bir farkındalık kazandıracaktır.

Örneğin, insanlarla iletişimi çok seviyorsak buna uygun bir iş (satış, müşteri ilişkileri, insan kaynakları gibi), yeni bir şeyler ortaya çıkarmayı seviyorsak ona göre bir iş (Ar-Ge, sanatla ilgili işler, iş geliştirme gibi)  seçmek hem bizi daha mutlu edecek, hem de daha kolay başarıya ulaştıracaktır.

“Turbo” adlı bir çizgi filmde motor sporlarına meraklı salyangozun hikayesinden bahsediliyor. Sevimli salyangoz çok hızlı gidebileceğine büyük bir inanç duyuyor ve “isterse başarabileceğini” düşünüyor. Ancak bir salyangozun doğasının buna uygun olmadığını çevresindekiler ona sürekli hatırlatıyor. Yine de olağanüstü olaylar sonucu hayallerinin peşinden koşan salyangozun hikayesi olumlu sonuçlanıyor. Gerçek hayat, çizgi filmlerden farklı; başımıza olağanüstü bir şey gelmediği sürece, işimizin seçiminde doğamız ve kişilik özelliklerimiz önemlidir. (daha&helliip;)

0

Kişisel gelişim ve kariyerinde ilerleyebilmek birçok çalışanın gönlünde yatan konular. Bunda başarılı olmak için ise net bir strateji ve sağlam adımlar gerekiyor. Sadece organize edilen eğitimlere katılmak ve yeni çıkan kitapları okumak, belli bir hedef ve strateji olmadan istenen sonucu istenen zamanda ulaşma imkânı veremez.

“Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gideceğinin bir anlamı yok.”

Alice Harikalar Diyarı

Stratejimizi oluşturabilmek için mevcut durumu anlamamız ve mümkün olduğunca detaylı bir analiz yapmamız gerekli.  Kişisel gelişim ve kariyer adımları öncelikle kendini tanımakla başlar. Hedeflerimizi, neler istediğimizi belirlemek de bu sürecin içerisinde değerlendirilebilir.

Sonraki aşamada ise aksiyonlarımızı belirleyerek kendimizi geliştirmek yönünde somut adımlara başlayabiliriz.

Bu yazımı birkaç bölümde sizlere sunacağım. İlk bölüm: Kendini Tanı. Bu aşamada kendimizi daha iyi anlayabilme ve yetkinliklerimizi ortaya koyabilme adına adımlar atacağız. Sonra ise kendimizi nasıl geliştirebiliriz, güçlü yanlarımızı bunu yaparken nasıl kullanabiliriz, bunlar üzerine öneriler paylaşmak istiyorum.

BÖLÜM 1- KENDİMİZİ TANIMAK

“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır…”

Yunus Emre

Öncelikle kendi gelişmeye açık yanlarımızı, güçlü taraflarımızı keşfetmeli, dışarıdaki fırsat ve tehditlerin farkına varmalıyız1. Bunun için yetkinlik kavramını biraz açmak istiyorum. Yetkinlik, sorumluluk ve görevlerimizi yerine getirebilme durumunu ifade eder. Yetkinlikler, aşağıdaki karakteristiklerle açıklanıyor3.

 (daha&helliip;)

0

Türkiye’de ortalama yaşam süresi 74,6 yıl olarak belirtiliyor 1, bu da 3.879 hafta, 27.229 gün, 655.176 saat eder.  Hayatımızı nasıl geçirdiğimiz, her anımız bizim sorumluluğumuzda. Bunu çok geç olmadan, şimdiden hissetmek ve harekete geçmek gerek.

Tam zamanlı bir çalışansak zamanımızın önemli bir kısmı işimizi yaparken geçiyor. Peki sabah işe giderken nasıl düşünce ve duygularla harekete geçiyoruz?  Hayatımızın işte geçirdiğimiz bu önemli parçasına nasıl daha fazla değer katabiliriz? Bazı insanlar “tatil için çalıştıklarını” ifade ediyorlar. Yani, çalışılan zamanlar yılda 20 gün ve haftada 2 günü beklemekle mi geçiyor?

Genel olarak, işi sevdirme, işe bağlama ve motive etme sorumluluğu, “insan kaynakları ve yöneticilerde” diye düşünülür. Bir yönetici ve insan kaynakları profesyoneli olarak buna katılıyorum. Ama bir çalışan olarak, hepimizin ibreyi bir de kendi içine çevirmesi gerektiğini, kendi istek ve katkımızın olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorum. (daha&helliip;)